Son Dakika
11 Ağustos 2022 Perşembe

Sonbaharda ikinci salgın tehlikesi

24 Nisan 2020 Cuma, 12:47

Türkiye koronavirüs vakalarında zirveye gün sayıyor. Ancak zirveye ulaşmak “en kötüsünün geride kaldığı” anlamına gelmiyor. Bilim insanları yazın ikinci bir zirve ve sonbaharda ikinci dalga tehlikesine karşı uyarıyor.

Türkiye’de ilk koronavirüs vakası 10 Mart’ta, virüsten ilk can kaybı ise 17 Mart’ta açıklandı. Şu an ise sadece Türkiye’de değil, pek çok Avrupa ülkesinde vaka sayısının ne zaman pik yapacağı, yani zirve noktasına ulaşacağı konuşuluyor.

Ancak zirveye ulaşmak kolay değil. Mart ayında, ardından Paskalya döneminde, yani 12 Nisan civarı zirve beklentisine giren pek çok ülke hayal kırıklığına uğradı. ABD Başkanı Donald Trump, 10 Nisan’da yaptığı açıklamada, “Zirveye ulaştık, artık inişe geçeceğiz” dedi, ancak 4 günlük düşüş eğiliminin ardından vaka sayısı yeniden yükseldi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da 17 Nisan’da yaptığı açıklamada, “Pik noktasına 1 hafta-10 gün içerisinde erişebileceğimizi görüyoruz” demişti.

Türkiye için gözler 25 Nisan’da

Bilim insanlarına göre zirve noktasına ulaşmış olmak için en yüksek vaka sayısının kaydedildiği günden sonraki 14 günlük dönemde vaka sayısının iniş eğiliminde olması ve durgun seyretmesi, yani sert zikzaklar çizmemesi gerekiyor. Zirve noktasından sonraki hedef ise, grafik eğrilerinde istikrarlı düşüş ve vaka sayısının sıfırlanması.

Türkiye için şu anki geçici pik noktası 5 bin 138 vakanın kaydedildiği 11 Nisan tarihi. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alper Şener, “Kuluçka dönemi kadar süre, yani 25 Nisan’a kadar 5 binin altında kalırsa piki geçmişiz demektir” diyor.

Türkiye'de 11 Nisan geçici pik noktasını oluşturuyor.Türkiye’de 11 Nisan geçici pik noktasını oluşturuyor.

Haziran’da ikinci zirve yaşanır mı?

25 Nisan sonrası dönemde vaka sayısının yeniden 5 binin üstüne çıkması durumunda ise “ikinci pik”le karşılaşmış oluyoruz. İkinci pikler, önlemler kaldırıldığında, örneğin okullar açılıp herkesin sokağa çıktığı durumlarda vaka sayısında yaşanan sıçramayla ortaya çıkıyor.

DW Türkçe’ye konuşan Doç. Dr. Şener ise, saha verileri baz alındığında Türkiye’de ikinci pikin yaşanacağına ihtimal vermiyor. Mayıs başına kadar vaka sayısının 5 binin üzerine çıkacağını öngörmediğini belirten Şener, “İlk olguyu baz alarak 11 Mart’tan sonraki toplam 8-10 haftada bu salgının Türkiye için kontrol altına alınacağını sanıyorum. Modeller bunu söyleyemese bile, saha rakamları bunu söylüyor. İkinci pikin görülme ihtimali modellerde her zaman gösterilir, ama bunu her zaman sahada görmeyiz. Bunu görme ihtimalimiz var. Tahminen Haziran’da olur. Ya da olmaz” diye konuşuyor.

Rehavete karşı uyarı: Daha başındayız

Koronavirüs vaka sayılarının ikinci bir zirve yapması ihtimali, alınan önlemlerin ne ölçüde devam ettirilebileceğiyle yakından ilgili. Havalar ısınıp halkta sıkı tedbirlerin sürdürülmesine karşı tepkilerin başladığı şu günlerde zirveye ulaştıktan sonra yeni sıçramalar kaydedilmesi tehlikesi büyük.

Vaka sayısının düşüşe geçtiği Almanya’da da hükümet, önlemleri gevşetme baskısı altında. Gerek kamuoyu gerekse siyaset ve ekonomi çevrelerinden gelen taleplere karşı Almanya Başbakanı Angela Merkel Perşembe günü yeniden bir açıklama yaparak, “Daha salgının başındayız. Kırılgan buzun üzerinde yürüyoruz” uyarısında bulundu. Türkiye’de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da salgınla mücadelede olumlu gelişmelerin “bu iş bitti” dedirtmemesi gerektiğini söyleyerek, “Hiçbir iyimser cümle, hiçbir umut sizi rehavete sürüklememelidir” ifadesini kullandı.

İki kişiden kalabalık toplulukların yasaklandığı Almanya'da polis parklarda devriye geziyor.İki kişiden kalabalık toplulukların yasaklandığı Almanya’da polis parklarda devriye geziyor.

Şener: Kasım ayında ikinci dalgaya hazır olunmalı

Bu uyarıların arkasında bilimsel gerçekler yatıyor. Nitekim ilk zirveyi geride bırakıp vaka sayılarının sıfırlanması durumunda bile tehlike geçmiş sayılmıyor. Bilim dünyası sonbaharda grip mevsiminin başlamasıyla koronavirüste de ikinci bir salgın dalgasıyla karşı karşıya kalınabileceği uyarısında bulunuyor.

Doç.Dr. Alper Şener, Türkiye’ye ikinci dalganın Kasım ayında geleceğini tahmin ediyor. İkinci dalga için hazırlıklı olunması gerektiği uyarısı yapan Şener, koronavirüsle mücadelede başarının ölçütünü, vaka sayısının sıfırlanmasıyla ikinci dalga arasında geçen zamanın uzunluğu olarak açıklıyor:

“Burada beklenen ve istenen, ikinci dalganın olabildiğince geç gelmesidir. Yani yeni olgu sayısı ne kadar süre sıfır olur ise o kadar başarılısınızdır. Burada beklenen ikinci salgın eğrisi Kasım’dır. Kasım’dan önce ikinci eğri görürseniz yada mevcut salgın Kasım’a kadar devam ederse, kontrolde o kadar başarısız olmuşsunuz demektir.”

Sonbaharda çifte salgın tehlikesi

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) Direktörü Robert Redfield, Salı günü Washington Post gazetesine verdiği demeçte, koronavirüs salgınının önümüzdeki kış, şu anki ilk dalgaya göre daha şiddetli seyredebileceği uyarısında bulunarak yetkililerin normal grip salgını ve koronavirüs pandemisiyle eş zamanlı mücadeleye hazırlık yapmaları gerektiğini söyledi.

Hamburg-Eppendorf Üniversite Kliniği Yönetim Kurulu Başkanı ve Tıbbi Direktörü Burkhard Göke de, sonbahar aylarında ikinci bir koronavirüs dalgasıyla karşılaşılacağı endişesi taşıyor. Alman Focus dergisine konuşan Göke, yaz aylarının ardından ikinci bir koronavirüs dalgasının grip dalgasıyla aynı anda ortaya çıkmasının imkanları zorlayacağı uyarısında bulundu.

“Koronavirüsle işimiz uzun”

Almanya’nın önde gelen virologlarından Christian Drosten, Mart ayı başında yaptığı bir açıklamada “Virüsün nüfusun yüzde 60-70’ine bulaşmasıyla gelişecek bağışıklığın pandeminin sonunu getireceği” hesaplamasıyla dikkat çekmiş, bu sürecin iki yıla yayılması durumunda sağlık sisteminin bu yükü kaldırabileceğini söylemişti.

Koronavirüse karşı mücadelede umutlar aşı çalışmalarına yoğunlaşmış durumda.Koronavirüse karşı mücadelede umutlar aşı çalışmalarına yoğunlaşmış durumda.

Almanya’da Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) sağlık uzmanı, epidemiyolog Dr. Karl Lauterbach da, Westdeutsche Zeitung‘a yaptığı açıklamada, “Şu an önemli olan yaz aylarına mümkün olduğunca az vakayla girmeyi başarmak. O zaman önce bir yavaşlama göreceğiz, ardından sonbaharda ikinci, güçlü bir dalgayı hesaba katmamız gerekiyor. En az 12 ay koronavirüsle işimiz bitmeyecek” dedi.

ÇOMÜ’den Doç.Dr. Alper Şener, Türkiye’de de koronavirüsün en az bir yıl gündemde olacağı görüşünde. Türkiye’nin kalabalık ve iç içe bir toplum olduğuna işaret eden Şener, “Burada bulaşın daha hızlı olacağını, sürenin daha kısa olacağını düşünüyorum. Biz yasağın bile son dakikasına kadar sokaktaydık. Ben 2021 Mart’ına kadar toplumun çok ciddi bir kısmının virüsle karşılaşmış olacağını düşünüyorum. Ama yüzde vermek zor” diyor.

Koronavirüsle mücadelenin zorluğu, daha önce benzer bir deneyim yaşanmamış olmasından kaynaklanıyor. Bu nedenle uzun soluklu mücadelede tüm uzmanların hemfikir olduğu tek çözüm, aşı bulunana kadar bireysel tedbiri elden bırakmamak.(DW)

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

KAZAKİSTAN.KZ HABER SİTESİ