Son Dakika
19 Mayıs 2022 Perşembe

Karlov iddianamesinin doğruları ve eksikleri…

29 Kasım 2018 Perşembe, 10:33

-İddianamede TRT’ye suçlamalar: Habercilikle açıklanamaz

Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un öldürülmesine ilişkin 28 kişi hakkında açılan davada, olayın hemen ardından görüntüleri haber bülteninde yayımlayan Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’na (TRT) yönelik ağır suçlamalar yapıldı. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan 607 sayfalık Karlov iddianamesinde, FETÖ’nün medyanın imkânlarını örgütsel manipülasyon amacıyla kullandığı ifade edilirken, görüntülerin TRT’de yayımlanması hususu üzerinde de bu kapsamda durulması gerektiği vurgulandı.

Polis Mevlüt Mert Altıntaş’ın Karlov’u öldürme imkânı varken, bunu kamera önünde yaptığına dikkat çekilen iddianamede, “Olay yerine TRT’nin 3G sistemini göndermiş olması ve sonrasında yaşanan gelişmelerin gerçekleşen saldırı ile bağlantılı olduğu, bu hususun habercilik ve haber yapma kavramları ile açıklanamayacağı anlaşılmıştır” denildi. Görüntülerin yayımlanmasıyla ilgili TRT çalışanları hakkındaki dosyanın ayrılarak, başka bir soruşturmada devam ettiği vurgulandı. Ayrıca Altıntaş’ın örgüt abisi Şahit Söğüt’ün de TRT bağlantılarına dikkat çekildi.

3G SİSTEMİ GÖNDERİLDİ

Silahlı saldırının gerçekleştiği Çağdaş Sanatlar Merkezi’ne TRT Kurumu tarafından 3G sistemi gönderilmesi nedeniyle, TRT kurumu çalışanları hakkında başlatılan soruşturmanın tefrik edildiği (ayrıldığı) belirtilen iddianamede, ayrı soruşturmanın “2018/171988” sayılı dosya üzerinden devam ettiği belirtildi. Savcı Adem Akıncı tarafından hazırlanan “Saldırı görüntülerinin TRT’de Yayınlanması” başlıklı bölüme yer verilen iddianamede, “Karlov’un vurulma anına ilişkin olay yerinden 3G sistemi üzerinden kayıt alan Türkiye Radyo Televizyon Kurumu tarafından görüntü havuzuna atılan görüntülerin daha sonra TRT 1 Ana Haber Bülteninde yayımlanması hususu üzerinde de bu kapsamda durulması gerekmektedir” denildi.

Andrey Karlov

KAMERALAR ÖNÜNDE SALDIRI

Altıntaş’ın Karlov’u binaya girdikten sonra göz takibine alması ve bu süreçte eylemini gerçekleştirmesine engel bir durum olmamasına rağmen eylemini gerçekleştirmeyerek, Büyükelçi’nin ses kaydı yapan kamera önünde konuşmasını beklediği ve örgütün büyükelçinin kameralar önünde hayatını kaybetmesini planladıklarına işaret edilen iddianamede, bunun nedeni olarak ‘FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün ülke içinde hâlâ güçlü olduğu ve halen büyük çaplı eylemler yapabileceği yönünde propaganda yapma ihtiyacını hissetmesi’ olarak gösterildi.
İddianamede, TRT’nin daha önce herhangi bir büyükelçiliğin kültürel bir etkinliğini 3G sistem izlemediği, TRT Haber Dairesi’nde olay günü saat 09.45’te yapılan toplantıda etkinliğin 3G Canlı Yayın Sistemi ve muhabir görevlendirilmesi suretiyle takip edilmesi kararı alındığı anlatıldı. TRT haber sorumlusu S.Y. tarafından konunun takibi için muhabir olarak H.İ.C’nin görevlendirildiği belirtilen iddianamede, TRT’nin nöbet çizelgelerinin savcılık tarafından incelendiği, muhabir H.İ.C’nin 21 Aralık tarihinde nöbetçi olduğunun ancak bu tarihte nöbetçi olan A.B. adlı muhabir ile nöbetini değiştirerek nöbetini 19 Aralık’a aldığı vurgulandı.

ANA HABERE VERİLDİ

TRT Haberde Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Kezban Bülbül’ün görüntüleri izlemesinden sonra TRT Haber Dairesi Başkanı Yaşar Taşkın Koç ile görüşme yaptığı belirtilen iddianamede, bu görüşme neticesinde söz konusu görüntülerin yayımlanmaması, ISOFT sisteminden silinmesine karar verildiği anlatıldı.

Bülbül’ün görüntülerin delil teşkil etmesi nedeniyle, yedeğinin alınarak sistemden silinmesini istediği öne sürülürken, “Bu esnada saat 19:17:18 sıralarında ISOFT sistemine atılan görüntüler yaklaşık 20 saniye sonra TRT 1 Ana Haber Bülteni ekibinde görev yapan M.E.Ç. tarafından Erhan Çelik’in talimatıyla ISOFT sisteminden indirildi ve üzerine TRT logosu bindirilerek yayına hazır hale getirildi. Hazırlanan görüntü saat 19.30’daki Ana Haber Bülteni’nde yayımlandı” denildi.

‘HABERCİLİKLE AÇIKLANAMAZ’

İddianamede ayrıca, “Saldırı eyleminin açık bir şekilde terör eylemi olduğunun belli olmasına rağmen TRT kurumunun bağlı olduğu yayın ilke ve esaslarına aykırı olarak sayın büyükelçinin vurulma anına ilişkin görüntülerin sansürsüz, buzlanmadan, herhangi bir kısıtlamaya dahi tutulmadan kısa süre içerisinde yayımlanmış olması hususu dikkate alındığında olay yerine 3G sisteminin gönderilmiş olması ve sonrasında yaşanan gelişmelerin gerçekleşen saldırı ile bağlantılı olduğu, bu hususun habercilik ve haber yapma kavramları ile açıklanamayacağı anlaşılmıştır” denildi.

Karlov suikastı iddianamesine katilin birlikte olduğu seks işçisinin ifadeleri de girdi

Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov suikastına ilişkin hazırlanan iddianameye, katil Mevlüt Mert Altıntaş’ın cinsel birliktelik yaşadığı seks işçisinin ifadeleri de girdi.

Cumhuriyet’ten Alican Uludağ’ın haberine göre, Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un öldürülmesine ilişkin iddianamede, Mevlüt Mert Altıntaş’ın 2016 Ekim ayında para karşılığı cinsel ilişkiye girdiği Natalya Vladimirovna Loginova adlı seks işçisinin ifadesi girdi. Altıntaş’ın, bir eskort sitesi üzerinden kendisiyle iletişime geçtiğini belirten Loginova, bu ilişki karşılığında kendisine 250 dolar ödediğini, ancak 30 TL’sinin yetmediğini söyledi.

Russian Ambassador to Turkey Andrey Karlov

Rus İstihbarat Servisi’nin (FSB) suikasttan sonra kendisiyle iletişime geçtiğini ileri süren Natalya Loginova ifadesinde, “Altıntaş’ın Büyükelçiyi öldüren adam olduğunu bu şekilde öğrendim. Cinsel hizmet verdiğim sırada sessiz, sakin ve zararsızdı, çocuk gibi mütevazı hareket ediyordu. Bana izletilen suikast videosunda ise agresif görünüyordu. Bu nedenle o anda bir tür uyuşturucu maddenin etkisi altında olduğunu düşündüm” dedi.2007-2008 yılında Murom şehrinin 8 numaralı okulunda 9. Sınıfı bitirdikten sonra Murom Pedagoji Kolejini kazandığını ve müzik öğretmeni unvanıyla mezun olduğunu anlatan Loginova, koleji bitirdikten sonra Nijegorod Ticaret ve Yönetim Enstitüsü’ne girdiğini, buradan da reklam ve halkla ilişkiler bölümünü bitirerek mezun olduğunu söyledi.

2016 yılı Ekim ayında Ankara’ya geldiğini ifade eden Loginova, Altıntaş’la buluşmasını “Mevlüt Mert Altıntaş ile suikasttan önce 26 Ekim 2016’da tanıştım. Buluşma görevini veren operatörün adının Sveta olduğunu söyleyebilirim” diye anlattı.

Altıntaş’ın bir internet sitesi aracılığıyla başvurduğunu söyleyen Loginova, “Operatör genç adamın öğrenci olduğunu, onun kaldığı yere gitmemi, taksi parasını da ödeyeceğini söyleyip, telefon numarasını gönderdi” ifadesini kullandı. İddianamede ayrıca Altıntaş’la yaşadığı cinsel ilişkiye ilişkin ayrıntılar yer aldı.‘FSB BENİ BULDU’

FSB çalışanlarından Altıntaş’ın büyükelçiyi öldürdüğünü öğrendiğini belirten Loginova, “Konuşkan değildi. Suskun ve biraz utangaçtı. Güvenlik güçlerinin kendisi ile iletişime geçmesinden sonra internette bulunan videoları izledim. Videoları izlediğimde davranışlarındaki değişikliği fark ettim. Cinsel hizmet verdiğim sırada şahıs sessiz, sakin ve zararsızdı, çocuk gibi mütevazi hareket ediyordu. Videoda ise agresif görünüyordu. Bu nedenle o anda bir tür uyuşturucu maddenin etkisi altında olduğu izlenimi uyandırdı” diye konuştu.(Sputnik)

-Altıntaş’ın ‘FETÖ’ üyeliği, ‘belki’lere dayanıyor

Karlov iddianamesinde katil polis Altıntaş’ın ‘FETÖ’ üyeliği, sadece şüphelilerin ‘okulda cemaat sohbetine katıldı’ yönündeki ifadeleri ile etkin pişmanlıktan yararlanan bir cemaat yöneticisinin ‘belki’lerine dayanıyor.

Tanıklar, Altıntaş’ın kamuoyunda tuhaf çıkışlarıyla bilenen Nurettin Yıldız’ın yönettiği cemaate daha yakın olduğunu söylüyor.

Davanın gizli tanıkları Bayrak, Ressam ve Garson cinayete dair değil, genel Gülen örgütlenmesine dair bilgiler veriyor.

Rusya Federasyonu Ankara Büyükelçisi Andrey Gennadiyeviç Karlov, 19 Aralık 2016’da polis memuru Mevlüt Mert Altıntaş tarafından Çankaya’daki bir sergi salonunda öldürüldü. Olaydan sonra güvenlik güçleri tarafından öldürülen Altıntaş’ın El Kaide uzantılı örgütlerle ilişkisi olduğu öne sürüldü.

Ancak, daha sonra Altıntaş’ın “FETÖ/PDY” üyesi olduğu iddia edildi. Karlov cinayetine dair düzenlenen iddianame, bu varsayımın kâğıda dökülmüş hali.

İddianamede baş şüpheli olarak Gülen Cemaati lideri Fetullah Gülen gösteriliyor. Davada şu ana kadar dokuz tutuklu sanık var. ‘FETÖ/PDY’ olarak nitelenen Gülen Örgütü’ne dair ayrıntılı analizler yapılan iddianamede, örgütün mutlak itaat ve cennete kavuşacakları saiki ile hareket ederek devlet içinde suikast benzeri hareketlere başvurduğu öne sürülüyor.

Bu haliyle ‘FETÖ’ torbasına sokulan Altıntaş, bir nevi Hasan Sabbah’ın Haşhaşilerinden birine dönüşüyor. Parantez içinde belirtelim, 15 Temmuz girişimi dışında Gülencilerin karıştığı fiili silahlı bir eylem kaydı yok.

Fail polis Altıntaş’ın cinayetten önce yaptıkları da iddianamede aşama aşama anlatılmış. Buna göre Altıntaş önce görev silahını tamir ettiriyor, ardından saldırıda kullanacağı mermileri temin ediyor, polis rozeti ve takım elbise satın alıyor.

Silah kılıfı temin etmeye çalışıyor ve otel rezervasyonu yapıyor. Saldırı yapacağı yeri iki kez keşfe çıkıyor. İddianameye göre ‘hedef şaşırtmak’ amacıyla elindeki kitapları Nurettin Yıldız cemaatinden birine hediye ediyor.

Ardından olay anına geçiliyor ve cinayet dakika dakika resmediliyor. Ve Altıntaş’ın cinayeti işledikten sonra attığı ‘Halep, Gazze, Suriye’ içerikli sloganların da bir şaşırtmaca olduğu tahmininde bulunuluyor: ‘FETÖ’cünün, El Kaideci’ymiş gibi görünme şaşırtmacası!

İddianameden Altıntaş ailesinin oğullarının cesedini teslim almadıklarını öğreniyoruz ve ailenin tanıklıklarına geçiyoruz. Aile ifadelerinde, Altıntaş’ın Gülen Örgütü toplantılarına katıldığına dair bilgiler yok. Zaten bu ifadeleri sadece polisler veriyor.

Altıntaş’ın annesi Hamdiye, babası Esrafil ve üvey kızkardeşi Seher, failin Gülen’den söz ettiklerini hiç duymadıklarını ama Nurettin Yıldız kitapları okuduğunu gördüklerini anlatıyor.

Altıntaş’ın sıkça Nurettin Yıldız’a bağlı kişilerin oluşturduğu Sosyal Doku Vakfı toplantılarına katıldığı anlaşılıyor. Tanıklardan İbrahim Yılmazoğlu, Altıntaş’ı kendi gruplarına katılan sohbetlerden tanıyor. Yılmazoğlu, Altıntaş’ın arkasında namaz dahi kıldığını söylüyor.

Altıntaş’ı Nurettin Yıldız grubundan tanıdığını söyleyen tanıklardan biri de Serkan Ozan. Altıntaş’ın ev arkadaşı olan Ozan, ‘beş vakit namazını kılan biriydi’ dediği Altıntaş’a ‘FETÖ’ ile alakasının olup olmadığını sorduğunu ve ‘Kesinlikle hayır’ yanıtı aldığını ifade ediyor.

Altıntaş sadece Nurettin Yıldız grubuyla değil, El Kaideci Abdülkadir Şen ile de tanışık. Bu ilişkiler ağı iddianamede şöyle anlatılıyor:

Altıntaş, İsmailağa Cemaati’nin Ankara’daki uzantısı olan Oduncu kardeşler ile irtibata geçiyor. Murat Oduncu aracılığıyla Merhamet Eğitim ve Kültür Derneği’nden Mehmet Emin Akın ile, Sosyal Doku Vakfı’ndan Hüseyin Korkmaz aracılığıyla Vahdet Grubu’ndan Hüsnü Aktaş ile ilişkiler kuruyor. Ve bunların sonucunda, saldırıdan iki buçuk ay önce El Kaideci Enes Asım Silin ve Abdülkadir Şen ile irtibatlanıyor. İddianameye göre bu ilişkilenmelerin tamamı ‘FETÖ’nün mizanseni ve hedef şaşırtma amaçlı.

Özetle; iddianamenin tamamı incelendiğinde içinin oldukça boş olduğu gözlerden kaçmıyor. Altıntaş ile ilgili kanıtların tamamı ya tahminlere ya da polis okulunda okurken cemaat sohbetlerine katılmış olması iddialarına dayandırılıyor. Bu iddianın sahipleri, bizzat o sohbetlere katılan polisler.

Cinayetin, Gülen örgütü tarafından Türkiye ile Rusya arasında savaş çıkartmak amacıyla işlendiği öne sürülüyor. Bu savın kaynağı büyük ihtimal, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cinayetten sonra attığı “Karlov suikastı, Türk-Rus ilişkilerine yönelik açık bir provokasyondur” tweeti. Ancak saldırı, değil savaş çıkarmak iki ülkeyi hiç olmadığı kadar yakınlaştırdı.

Hatta Rusya’nın işine bile geldi denilebilir. Çünkü Türkiye, özellikle Suriye politikasında Rusya’nın yedeğine düşmüş durumda.

İddianamemin bir diğer açmazı da 15 Temmuz gecesine dair. Israrla ‘FETÖ’ torbasına sokulmaya çalışılan fail Altıntaş’ın 15 Temmuz gecesi Diyarbakır’da izinli olduğu ve darbede görev yapmadığı belli iken, iddianamede bu sorunun yanıtına rastlamak da mümkün değil.(Ahvalnews)

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

KAZAKİSTAN.KZ HABER SİTESİ