Son Dakika
19 Haziran 2021 Cumartesi

Covid-19 döneminde çocuklar kızamık salgını riskiyle karşı karşıya

30 Mart 2021 Salı, 09:58

Koronavirüs salgınının tüm dünyada etkisini göstermeye başladığı dönemden bu yana 1 sene geçti. 2020 bahar mevsiminde Avrupa Birliği’nin (AB) birçok ülkesi karantinaya girdi ve Covid-19’un beraberinde getirdiği sosyo-ekonomik durum hala belirsizliğini koruyor.

Birçokları alışveriş yaptıktan sonra aldığı ürünlerin paketlerini dahi yıkamaya başladı. Maske takmak günlük hayatın bir parçası oldu, metroda ve otobüste dengemizi korumak için tutunduğumuz demirlere artık kimse dokunmaz oldu. Can kayıpları ve vakalar arttı.

Devletler birer birer koronavirüs önlemlerini açıkladı. Birçok ülke ve özel firma Covid-19 aşısı geliştirdi.

Ancak salgın döneminde birçok kişinin atladığı önemli bir nokta var ki, bu durum özellikle de çocuk ve yeni doğan bebekleri ilgilendiriyor.

Covid-19’un çocuklar ve bebekler açısından etkisi sandığımızdan çok daha büyük. Hijyen eksikliği ve virüse yakalanma korkusu gibi nedenlerle birçok aile çocuklarını kızamık, menenjit veya hepatit B gibi temel aşıları yaptırmak için hastaneye götürmedi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ-WHO) verilerine göre bu durum çok ciddi bir boyuta ulaştı. DSÖ Avrupa Bürosu uzmanı Dragan Jankovic’e göre Avrupa’da salgın öncesine kıyasla “çok az sayıda aile” çocuklarını düzenli olarak aşılattı.

Sürü bağışıklığı sadece Covid-19 için değil, tüm virüsler için geçerli

“Sürü bağışıklığı” kelimeleri Covid-19 ile birlikte oldukça popüler bir söylem haline geldi. “Nüfus bağışıklığı” olarak da bilinen bu kavram belirli bir bölgede yaşayan insanların aşı olma ya da hastalığı geçirdikten sonra iyileşerek bağışıklık kazanma yoluyla elde edilebilir. Ancak salgının ilk dönemlerinde bazı otoriteler bunu sadece “enfekte olup iyileşme” olarak algıladı.

Ariana Cubillos/Copyright 2020 The Associated Press. All rights reserved.
Venezuela’da aşı olan bir çocuk.Ariana Cubillos/Copyright 2020 The Associated Press. All rights reserved.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Covid-19’a karşı sürü bağışıklığı yöntemiyle savaşacaklarını söylemişti. Ancak ülkedeki ölümlerin artması sonrası bu uygulamadan vazgeçildi ve ülke çapında sıkı bir karantina uygulanmaya başlandı. İngiltere şu anda İsrail ile birlikte nüfusa oranla en çok aşılamanın yapıldığı iki ülke konumunda bulunuyor.

DSÖ’ye göre belirli bir bölgede yaşayan insanların sürü bağışıklığı edinebilmesi için o yöredeki toplam nüfusun en az yüzde 95’inin hastalığı geçirip iyileşmesi ya da aşılanması gerekiyor.

Londra’da çocuklarını aşı yaptırmaya getiren ailelerin oranı yüzde 50 düştü

Covid-19 salgını döneminde Doktor Farzana Hussain, görev yaptığı Londra’da karantina ve korku gibi sebeplerle çocukların aşılanma oranında büyük düşüşler gözlemlediğini belirtiyor. Hussain, “23 Mart’ta ilk karantina ilan edildi. Aileler bir anda çocuklarını aşı yaptırmak için hastanelere getirmemeye başladılar. Çocukların aşılanma oranı yüzde 50’nin altına düştü.” ifadelerini kullandı.

Doktor Hussain bu durumun oldukça endişe verici bir noktaya geldiğini zira salgın öncesinde Londra’da kızamık vakalarında artış görüldüğünü kaydetti. Doktor Hussain salgın döneminde yaşanan sağlık krizini nasıl fırsata çevirdiklerini şöyle anlatıyor:

“Kimse çocuklarını hastaneye sokmak istemiyordu. Virüslerin ne kadar tehlikeli olduğunu anlayan aileler için şöyle bir uygulama başlattık. Aileler çocuklarını arabalarıyla hastane bahçesine getirdi. Hemşireler de araçların içerisinde aşı yaptı. Bir aşılama işlemini 2 dakikayla sınırlı tuttuk. Bu sayede aileler de hastane binasına adım atmak zorunda kalmadı. Haziran ayı sonunda 2 yaşındaki çocuklar için kızamık aşısı yapma oranı yüzde 90’ların üzerine çıktı. 5 yaşındaki çocuklar için ise bu oran yüzde 90’ın biraz altında kaldı. Bu rakamlar DSÖ’nün hedefine oldukça yakındı.”

Doktor Hussain salgın sırasında hiç olmadığı kadar sağlık alanında yeni uygulamalar başlattıklarını ifade ediyor: “Geçmişte birçok yenilik, ‘bürokrasi engeline’ takılırdı. Ancak şimdi herkes bu bürokratik engelleri tıpkı bir bıçak gibi kesip attı.”

‘Dünyanın en bulaşıcı hastalıklarından biri’ olan kızamık tehlikesi

Avrupa’da son birkaç senede difteri (kuş palazı), boğmaca ve kızamık gibi salgın hastalıklarda artış görüldü.

DSÖ Avrupa Bürosu uzmanı Dragan Jankovic’e göre DPT aşısısı (difteri-boğmaca ve tetanoz aşısı) Avrupa’daki ülkelerde uzun süredir yaygın bir şekilde kullanılıyor.

Ancak özellikle kızamık virüsüne dikkat etmekte fayda var. Çünkü kızamık, “dünyanın en bulaşıcı hastalıklarından” biri. Kızamık virüsüyle temas eden her 10 kişiden 9’u bu hastalığa yakalanıyor. Burun akıntısı, gözlerin sulanması ve yanması, öksürük, yanaklarda oluşan beyazlık ve kızarıklıklar bu hastalığın en büyük belirtisi.

Kızamığa bağlı ölümlerin çoğu hastalığa bağlı komplikasyonlar sonucu meydana geliyor ve özellikle 5 yaş altı ve 30 yaş üstünde oldukça tehlikeli olabiliyor. Bu sebeple kızamık, kabakulak ve kızamıkçık aşıları genelde iki doz üzerinden 1 ila 3 yaşında yapılıyor.

DSÖ verilerine göre Avrupa’da çok ciddi bir kızamık salgını tehdidi yok. Ancak 2017’de kızamık vakaları artmaya başladı ve 2019’da 100 binin üzerine çıktı. 2017 -2018 arasında vaka sayısı 27 binlerden 3 katına çıkarak 82 bin eşiğini geçti.

DSÖ, 2016’dan beri dünya genelinde görülen kızamık vakaları artışının ana nedeninin, çocukların iki dozdan oluşan (MCV1 ve MCV2 aşıları) kızamık aşılarını zamanında olmaması olduğunu ifade ediyor.

Ukrayna’da korkutan kızamık salgını

2018’de başlayan kızamık salgınından Avrupa’da en çok etkilenen ülke Ukrayna oldu. Ukrayna toplam vakaların yüzde 50’sini oluşturdu (53.240 vaka). Bunun yanında Sırbistan (5.076), Fransa (2.913), İtalya (2.517), Rusya Federasyonu (2.256), Gürcistan (2.203), Yunanistan (2.193), Arnavutluk (1.466) ve Romanya’da (1.087) da sayıları binleri bulan kızamık salgınları baş gösterdi.

Uzmanlar Ukrayna’da bu kadar fazla kızamık vakasının görülmesinin sebebinin en büyük sebebinin ailelerin çocuklarının bağışıklık kazanmasını istememesi ve bu sebeple de sahte aşı sertifikaları alması olduğunu ifade ediyor.

Ukrayna’nın başkenti Kiev’de görev yapan Doktor Fedir Lapiy, buna neden olarak birçok ailenin doktorlara olan güveninin azalmasını gösteriyor. Araştırmalara göre ülkedeki birçok ebeveyn aşı olma yanlısı.

Ukrayna’da 2010 yılında bir aşı kıtlığı yaşanmıştı. Ancak bu dönemde birçok aile ceplerinden para ödeyerek çocuklarını özel kliniklerde aşılattı.

Kızamık salgını döneminde Ukrayna’da özel bir klinik bir departmanını aşılama kampanyasına ayırmış. Salgın başladığı zaman da çocukların çoğu hastaneye ya da sağlık ocaklarına gitmeden evlerinde aşılanmış. Ancak şu anda dünyanın her ülkesinde olduğu gibi Ukrayna’da da Covid-19 salgını var ve okula giden çocukların salgına yakalanma riski hala yüksek.

Birçok aile Covid-19 salgını döneminde çocuk ve bebeklerini hastanede muayene ettirmese de konu aşıya gelince yeşil ışık yakıyor. Kimi Ukraynalı ailelerin çocuklarını 9 farklı salgına karşı aşı yaptırdığı dahi olmuş.

2020’de kızamık vakalarında büyük düşüş

İtalya’da ise durum biraz daha farklı. Ülkede her 3 aileden 1’i Covid-19 salgını döneminde çocuklarının kızamık ve kabakulak gibi temel aşılarını olma işlemlerini erteledi. Ailelerin yüzde 44’ü, aşılama sürecini erteletme sebeplerini hastanelerde yaşanan hijyen sorunu olarak açıkladı. Yüzde 13’lük kesim aşı merkezlerinin kapalı olduğunu söyledi.

DSÖ, Avrupa’daki 53 ülkenin tamamından verilerin gelmediğini ancak Covid-19 salgını döneminde kıtada kızamık vakalarında 2018 ve 2019 oranla büyük bir düşüş yaşandığını ve toplam vakanın 12.028 olduğunu açıkladı.(Euronews)

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KAZAKİSTAN.KZ HABER SİTESİ