Son Dakika
09 Temmuz 2020 Perşembe

İdlib saldırısının ardından NATO ‘5. madde’yi işletir mi?

29 Şubat 2020 Cumartesi, 14:58

Suriye’nin İdlib vilayetinde perşembe gecesi Türk askerlerine yönelik hava saldırısının ardından Ankara’nın talebi üzerine NATO bugün olağanüstü toplandı. Toplantı, Kuzey Atlantik Anlaşması’nın 4’üncü maddesi uyarınca gerçekleşti.

Peki 4. madde ne diyor, müttefik ülkelerden birini hedef alan saldırıya NATO’nun ortak karşılık vermesini öngören 5. madde işletilir mi?

4. maddeye göre; bir müttefik toprak bütünlüğü, siyasi bağımsızlığı ya da güvenliğinin tehdit edildiğini düşündüğü zaman, tüm müttefiklerden birlikte danışma talebinde bulunuyor.

Türkiye en son beş yıl önce söz konusu maddenin işletilmesini istemiş, akabinde NATO da Suriye’den gelen tehditler karşısında Türkiye’ye uyarlanmış güvenlik önlemlerini benimsemişti.

Söz konusu tedbirler arasında, Türkiye’nin hava savunma kapasitesini güçlendirmek üzere 400 km menzile sahip erken uyarı ve gözlem uçaklarının (AWACS) bölgede devriye gezmesi kabul edilirken, Doğu Akdeniz bölgesindeki askeri unsurların sayısının artırılması ve istihbarat, keşif ve gözetleme faaliyetlerinin güçlendirilmesi de öngörülmüştü.

Uzmanlara göre Türk askerinin İdlib’de hedef alınmasının ardından, NATO’nun olası bir savaş durumunda ‘5.madde’ kapsamında Türkiye’ye askeri destek vermesi ve müşterek savunma maddesinin harekete geçirilmesi şu an için mümkün değil.

Siyasi dayanışma açıklaması beklenebilir

Ekonomik ve Dış Politikalar Araştırma Merkezi Başkanı ve eski diplomat Sinan Ülgen, söz konusu zirveden siyasi dayanışma açıklamalarından fazla bir şey beklenemeyeceğini düşünüyor.

NATO’nun olağanüstü toplantısı sona ermeden önce euronews Türkçe’ye konuşan Ülgen, “En iyi senaryoya göre NATO Türkiye’ye siyasi destek mesajı verecek, daha fazlasını beklememeliyiz” dedi.

Beşinci maddeye göre, taraflar içlerinden bir veya daha çoğuna yöneltilecek silahlı bir saldırının hepsine yönelik olduğunu değerlendirir ve böyle bir saldırı durumunda bireysel veya toplu öz savunma haklarını kullanarak gerekli eylemlerde bulunup saldırıya uğrayan tarafa veya taraflara destek olurlar.

Ülgen’e göre, beşinci maddenin işletilmesi için saldırının Türk topraklarına yönelik olması gerekiyor.

“Türkiye askeri destek arayışına giderse, bunu ABD ile olan ikili ilişkileri temelinde yapacaktır” diye ekliyor Ülgen.

Saldırı Türk topraklarında değil

Omran Stratejik Araştırmalar Merkezi’ne bağlı bir Suriye uzmanı olan Navar Şaban da aynı fikirde.

Euronews Türkçe’ye konuşan Saban’a göre, Türk ordusu kendisine ait olmayan bir toprakta operasyon yaptığı için NATO’dan bir destek beklenmiyor. Bir diğer deyişle, Türk askerlerine yönelik saldırının Türkiye toprakları içerisinde olmaması, söz konusu maddenin harekete geçirilmesine engel teşkil ediyor.

“Burada askeri destek ancak ABD’den gelecektir, ancak onlar da ellerini şu an için taşın altına koymak istemiyor” diye açıklıyor Saban.

Yaşanan trajik gelişmeler sırasında Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da, ABD’li mevkidaşı Esper ile İdlib meselesini görüşmüş, Pentagon, görüşmeye ilişkin olarak “İdlib’de Türkiye ile birlikte çalışmanın yollarını aradık” ifadesi kullanmıştı.

Türkiye, İdlib bölgesine operasyonda hava desteği sağlamak amacıyla ABD’den Patriot hava savunma sistemi talebinde bulunuyor. Zira bölgede hava kontrolü Rusların elinde.

Ancak Ankara’dan gelen bu talebin gerçekleşmesinde, Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400 hava savunma sistemi önemli bir engel teşkil ediyor.

İdlib saldırısı sonrası S-400’ler tartışma konusu

Her ne kadar Türkiye cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İdlib ile S-400’lerin farklı meseleler olduğunu söylese de, ABD’nin NATO nezdindeki Daimi Temsilcisi Kay Bailey Hutchison, Suriye’deki gelişmelere ilişkin olarak, Türkiye’nin Rus S-400 hava savunma sistemlerinden vazgeçeceğini umduklarını açıkladı.

Orta Doğu ve Türkiye-Rusya ilişkileri uzmanı Aydın Sezer, Türkiye’nin NATO nezdindeki girişimlerinin Rusya tarafından dikkatle ve kaygıyla izlendiğine işaret ediyor.

euronews Türkçe’ye konuşan Sezer, “Rusya’nın en çok okunan gazeteleri, Türkiye’nin yüzünü batıya döndüğüne dair manşetler atmaya başladılar. Ancak daha dün Türkiye Fırat’ın doğusunda Rusya ile ortak devriye gerçekleştirdi. Bu, çelişkili bir durum” diyor.

Sezer’e göre, Türkiye bu güvenlik sorununu ve İdlib’deki açmazı, Batı desteğini aramak yerine öncelikli olarak Astana sürecindeki muhatapları Rusya ve İran ile çözmeli.

“ABD ve NATO ile görüşmek, tersine bir eksen kaymasına işaret ediyor. NATO’nun istişare mekanizmasından da çok büyük bir şey beklememesi lazım. Zira NATO Suriye konusunda daha önce hiçbir önemli adım atmadı. Bugün çıkacak tek sonuç, masa başında hazırlanmış bir destek mesajından ibaret olacak, sahada bir değişiklik yaratmayacak” diye açıklıyor Sezer.

Ayrıca, Sezer’e göre, hem NATO’dan ve NATO’nun Avrupalı ortaklarından “askeri destek” beklemek, hem de mülteciler üzerinden “şantaj” olarak algılanan açıklamalarda bulunmak, dış kamuoyu nezdinde tutarlı algılanmıyor.

The London Energy Club ve Global Resources Partnership Başkanı eski diplomat Mehmet Öğütçü ise, NATO toplantısından Türkiye’nin askeri destek arayışlarına çok somut bir katkı çıkmayacağını ancak NATO’nun da bu süreçte dışarıda durup gelişmeleri izlemekle yetinmeyeceğini düşünüyor.

“Bir iyi niyet gösterisi olarak sembolik olarak NATO’nun İspanya, Hollanda gibi Batılı ülkelerinden Türkiye’ye Patriot konuşlandırmalarına onay çıkabilir. Bu da Türkiye’nin güvenliğini artırma çabalarında bir katkı olarak yorumlanabilir” diyor Öğütçü.(euronews)

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KAZAKİSTAN.KZ HABER SİTESİ