Son Dakika
08 Temmuz 2020 Çarşamba

Kazakistan, Siyasi Baskı ve Açlık Kurbanlarını anıyor

31 Mayıs 2020 Pazar, 22:00

Orta Asya’da Türk tarihine  beşiklik eden Kazakistan’da yirminci yüzyılın başında yaşanan açlık felaketinin  izleri hala devam ediyor. 20. Yüzyılın başı Kazaklar için büyük felaketlerin yaşandığı bir dönem olmuştur.  Kazakistan’da açlık tehlikesi birinci dünya savaşının başlamasının ardından genç erkek nüfusun cephe gerisinde çalıştırılması  ile ilgili yayınlanan fermanın ardından  1917 yılı devrimleri ve iç savaşın etkileriyle kendini göstermişti. Bu Kazakistan’da 307 sanayi kuruluşundan 250’si iş göremez hale gelmiş ve kaptılmıştı.Yaşanan bu olaylar göçebe Kazak halkının başlıca geçim kaynağı olan hayvancılığı da etkilemiş ve hayvan sayısı iyice azalmıştı.

Kazak ülkesinin devlet arazisine dönüştürülmesi ve göçebe halkın gerekli hazırlıklar yapılmadan zorla yerleşik hayata geçirilmesi için yürütülen başarısız politikar büyük felakete giden yolun önünü açtı.

Tarihte doğal afetler, kuraklıklar yaşanmış fakat insan eliyle yapılan ve insanın sebep olduğu felaketler hiç unutulmamıştır. 

-Goloşyokin katliamı(Küçük Ekim devrimi)

1932-1933 yılları arasında SSCB’de yaşanan kıtlıkta en ağır etkilenen Kazakistan ve Ukrayna oldu. Açlıkta hayatını kaybedenlerin sayısına bakıldığında  nüfus yüzdesi ile makayese edildiğinde Kazak nüfusunun yüzde 38’i kıtlıkta hayatını kaybetti. Bu felakette 1.5 milyon ile 4 milyon arasında insanın hayatını kaybettiği yazıldı.  Sovyet döneminde açlık felaketinin araştırılması yasak olduğundan bu konuda en net rakamlara ancak 1897 yılında Prof. Dr. Talas Omarbekov’un arşivlerde yaptığı araştırmalardan sonra ulaşıldı. Kazakistan Tarım ve Hayvancılık İstatistik Dairesinin yayınladığı raporları inceleyen Omarbekov, 2.230.300 kişinin bu felakete kurban gittiğini açıkladı.

Bu rakam o zamanki nüfusun yüzde 49’na tekabül ediyordu. Ünlü Kazak yazar Smagul Elubayev, bu kayıplar olmasaydı 1987 Çarlık devriminde yapılan nüfus sayımında 4.084.000 olan Kazak nüfusunun  1990’larda 32 milyon olacağını oysa nüfusun 10 milyonda kaldığını yazdı. Kıtlıktan sonra Kazaklar kendi ülkelerinde azınlık durumuna düştü.

-Felakete giden süreç

Stalin tarafından Eylül 1925’te Kazakistan Komünist Partisi birinci sekreterliğine atanan Filip Isayeviç Goloşyokin(Фили́пп Иса́евич Голощёкин), Kazakistan’da Ekim Devrimini zenginlerin mal-mülklerini devletleştirmeyle başlatacağını ilan etti. 40 milyonun üzerinde besi hayvanının olduğu ülkede 146 bin hayvan devletleştirildi. Bu sayı az görülse de uygulama halk üzerinde büyük olumsuz etki oluşturdu. Halkın Sovyet rejimine olan güveni azaldı. Kasım 1929’da Stalin’in yayınlanan Büyük Değişim Yılı makalesinde çok sayıda köyün Kalhozlarda birleştirilmesi hedeflendi.  6 Kasım 1929’da  toplanan Kazakistan Komünist Partisi’de Kazakların yerleşik hayata geçirilmesini kararlaştırdı. 708 bin göçebe hayat süren Kazak aileden 84 bin aile yerleşik düzene geçirilecekti. Milli gelenekleri ve yaşam tarzını hedef alan bu uygulama ile Kazakların sosyalist düzene uyum sağlması hedeflendi.

1930-1933 yılları arasında Kazakların geleneksel göçebe hayatı altüst oldu. 1930 yılının baharında Kazakistan’daki besi hayvanlarının yarısı telef oldu, göçebe bir halkın sosyalizm yoluyla kalkınması kurbansız olamayacağınan inanan Goloşçekin, yaşanan kayıpları önemsemedi. Sovyet yönetimi kendi düzenini sürdürmek için ortya koyduğu yeni kanuları geleneksel hayvancılığın sonunu getirmiş ve yaklaşık 36 milyon hayvan telef olmuştu. Tarım arazilerinden ve hayvanlarından ayrılan Kazakların bazıları ülke içinde yer değişitirirken bazıları ise Çin,İran, Afganistan, Özbekistan,Rusya, Sibirya, Türkmenistan ve Kırgızistan’a göç etmek zorunda kaldı. Hayvancılık ve tarım imkanlarını kaybeden Kazak halkı açlık ve hastalıklarla karşı karıya kaldı. Özellikle çocuk ölümleri arttı.  

Uçsuz bucaksız Orta Asya bozkırların kendi gelenekleri için barış ve huzur içinde yaşam süren Kazak halkı, Stalin’in yerleşik hayata geçirme politikası adı altında örtülü ve bilinçli bir soykırıma uğramıştır.

Doğal  yollarla gelen afetlere dayanan insanlık , bir yönetim ve iktidarın bilerek ve kasdi olarak uyguladığı yöntemlerle felakete sürüklenmesini asla unutmayacaktır. 

Utanç kampları ALJİR ve KARLAG

Kaynaklara göre, Kazakistan’da 1918-1933 yılları arasında yaklaşık 3 milyon, sadece 1931-1933 yılları arasında 1 milyon 750 bin (nüfusun yüzde 40’ı) Kazak Türkü açlıktan ve totaliter rejimin acımasız yönetimine ayaklanmaları sebebiyle kurşuna dizilmek suretiyle öldürüldü.

1937-1938 yılları aralığında siyasi baskı kurbanı olan büyük çoğunluğu Kazak halkının elit tabakası olan103 bin kişiden 25 bini kurşuna dizildi.

ALJİR*, 1938 yılında Akmola Eyaleti’nde aralığında kurulan toplama kampı. Kadın mahkumların kaldığı ALJİR kampında mahkum edilenlerin en önemli özelliği vatan hainliği ile suçlanan erkek mahkumların eşleri olmalarıydı. Kaynaklara göre, Ocak 1953’ yılına kadar faaliyet gösteren bu kampta 62 milletten yaklaşık 17 bin kadın mahkum yaşam mücadelesi verdi.

Başkent Nur-Sultan’a 30 km uzaklıktaki ALJİR kampı

Sovyet Lideri Stalin’in emriyle 1937 Ağustos’unda merkezi Moskova olmak üzere Orta Asya’da Kazakistan’ın Akmola(ALJİR) ve Karaganda Eyaletleri’nde(KARLAG) kurulan kamplara on binlerce siyasi mahkum sürgün edildi.

Trenlere doldurularak evlerinden ve vatanlarından koparılarak sürgün edilenler ‘Stalin’ adı verilen vagonlarda çok zor şartlarda Asya steplerini aşarak eksi 40 dereceye varan soğuklarda Kazakistan’a getirildi. Uzun tren yolculuğundan sonra erkek mahkumlar Karaganda Eyaleti’nde bulunan KARLAG kampında toplandı. Kadın mahkumlar ise Akmola Eyaleti’nde bulanan ALJİR kampına getirildi. Sözkonusu kadın mahkumların özelliği vatan hainliği ile suçlanan erkek mahkumların eşleri olmalarıydı. Stalin rejiminin işkenceci subayları, erkek mahkumlardan daha fazla bilgi almak için onların eşlerini de suçlarına ortak etme yöntemini izlemişlerdi. Rejim subayları, kadın mahkumlara yaptıkları işkencelerle eşleri erkek mahkumları suçunu zorla itiraf etmeye çalışıyordu.

ÖLEN ÇOCUKLARINI BİDONLARDA SAKLADILAR

Bir sabah ansızın evlerinden alınan bu kadın mahkumlar nereye götürüldüğü hakkında bilgi verilmeden Kazakistan’ın Akmola Eyaleti’ne (yeni başkent Astana) 30 kilometre uzaklıkta bulunan kampa getirildi. Bu mekanlarda işkencenin her türlüsü yaşanırken, birçok kadın mahkum gardiyanların tacizine uğradı.

Utanc Kampi- Aljir

Kadınlar, kışın çetin hava şartlarına dayanamayıp ölen çocuklarını bidonlarda saklayarak ilkbaharın gelmesini bekledi. Ocak 1938’de faaliyete geçen bu kampta 62 milletten yaklaşık 17 bin kadın mahkum yaşam mücadelesi verdi.

İŞKENCEYLE KOCALARI ALEHİNDE İMZA ATTIRILDI

Kazakistan’da Stalin’in emriyle kurulan ve ana merkezi Karaganda Eyaleti’nde bulunan KARLAG olmak üzere 11 sürgün kampı bulunuyordu. Kadın mahkumlar Akmola Eyaleti’ndeki 26. İşçi köyünde (şimdi Akmol köyü) tutuluyordu. Kadınlar, duvarları kerpiçten, üstü ise kamışla örtülmüş barakalara yerleştirildi. Her bir barakada 200-300 kişi kalmaya mecbur edildi.

Saçları traş edilen kadınlar, gündüzleri tarlada geceleri ise hücrede askerlere elbise dikerek günlerini geçirdi. Subaylar tarafından ağır işkencelere maruz bırakılan kadınlardan kocaları hakkında hazırlanan ihbar metinlerine zorla imza attırıldı.

UZUN AYAKLI SANDALYEDE 12 SAAT OTURMA CEZASI

Hazırlanan metinlere imza atmayan kadınları büyük işkenceler bekliyordu. Uzun ayaklı sandalyelere ayakları yere değmeyecek şekilde oturtulan kadın 10-12 saat arasında hareketsiz kaldığından ayak damarları çatlıyor ve dayanılması güç acılara maruz bırakılıyordu.

İKİ YIL MEKTUP YASAĞI

Günlük yemek ihtiyaçlarını karşılığı olarak devlete çalışma zorunluluğu olan kadın mahkumların 40 bağ kamış toplama zorunluluğu vardı. Bunu yapmayanlara iki yıl ailesine mektup yazma yasağı veriliyordu.

Utanc Kampi- Aljir


3 YAŞINA GELEN ÇOCUKLAR ANNELERİNDEN KOPARILDI

Sürgün esnasında hamile olan veya küçük çocuğuyla kampa gelen kadınları zor şartlar bekliyordu. 5 ila 8 yıl kamp hayatına mahkum edilen kadınlar, çocukları ile eksi 8 derecede aynı hücrede yaşıyordu. Kampta 3 yaşına gelen çocuklar daha sonra annelerinden alınarak Karaganda’da bulunan KARLAG kampı bünyesinde bulunan çocuk evlerine teslim edildi.

Annelerinden koparılarak yaklaşık 300 kilometre uzaklıkta bulunan çocuk kampına getirilen bebeklerin çoğu soğuğa ve hastalığa yenilerek hayatını kaybetti. Kışın hayatını kaybeden çocuklar bahara kadar bidonlarda saklandı ve bahar geldiğinde ise açılan toplu mezara gömüldü. Bu kampta hayatını kaybeden hiçbir çocuğun mezar taşı bulunmuyor.

Utanc Kampi- Aljir


HÜR OLMAYAN ŞARKI SÖYLEMEZ

Sovyetler Birliği’nin elit tabakasının eşlerinin de aralarında bulunduğu kampta dönemin meşhur ses sanatçısı, ressam, yazar ve şairleri de bulunuyordu. Devlet sanatçısı Lidya Ruslanova kamp müdürünün kendisinden şarkı söylemesini istemesi üzerine “Hür olmayan sanatçı şarkı söyleyemez” diyerek müdürün teklifini reddeder. Bunun üzerine müdür Ruslanova’yı başka bir hapishaneye gönderir.

Utanc Kampi- Aljir

STALİN ÖLDÜ, ZULÜM BİTTİ

Başta Sovyetler Birliği bünyesinde yaşayan milletler olamak üzere; Polonya, Almanya ve Koreli kadın mahkumların bulunduğu kamp Stalin’in ölümden sonra 1953’te kapatıldı. Açık kaldığı zaman zarfında 17 bine yakın kadın mahkumun bulunduğu kampta, işkenceci gardiyanlar binlerce kadını taciz etti ve kampta yüzlerce babasız çocuk dünyaya geldi.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in talimatıyla 31 Mayıs, ‘Siyasi Kurbanları Anma Günü’ ilan edildi ve kampın bulunduğu alana müze inşaa edildi. Kampın açılışının 70’inci yıldönümünde açılışı yapılan müzeye Keder Kapısı adı verilen bir anıt dikildi. Kampım girişinde ise Gürcü, Azeri, Alman, Polonya, Kore, Litvanya ve Ukrayna devletleri tarafından dikilen anıt taşları yer alıyor. Müzeyi ziyarete gelenler, kampta hayatını kaybedenlerin isimlerinin yazılı olduğu siyah mermer sütunlarını ve kadınların kaldığı barakaları gezebiliyor.

Agustos 1937 yilinda donemin Sovyet Lideri Stalin’in emriyle merkezi Moskova olmak uzere Orta Asya’da Kazakistan’in Akmolla ve Karaganda Eyaletleri’nde kurulan kamplara onbinlerce siyasi mahkum surgun edildi. Astana’ya 30 kilometre uzaklikta bulunan kampa ALJIR muzesi açıldı.

1997 yılında Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in imzaladığı kararla 31 Mayıs, Kazakistan’da Siyasi Kurbanları Anma Günü olarak ilan edilmişti.

Bugün Stalin dönemindeki siyasi baskının kurbanları anısına ülke genelinde anma törenleri düzenleniyor.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KAZAKİSTAN.KZ HABER SİTESİ